Avrupa Birliği, sanayi gücünü artırmak amacıyla ‘Made in EU’ adlı yeni bir düzenlemeyi hayata geçiriyor. Bu düzenleme, Avrupa’da üretilen ürünlere öncelik tanıyarak yerli üretimi desteklemeyi hedefliyor. Ancak, son taslakta Türkiye’nin kapsam dışında bırakılması ve İngiltere’nin dahil edilmesi, Türkiye’nin özellikle otomotiv sektörü açısından büyük bir risk oluşturuyor.




Türkiye’nin Durumu ve AB ile Görüşmeler
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye’nin otomotiv sektörü temsilcileriyle yaptığı toplantıda, ‘Made in EU’ taslağındaki son gelişmeleri değerlendirdi. Bakan Bolat, Türkiye’nin bu düzenleme kapsamına eksiksiz şekilde dahil edilmesi için Avrupa Birliği ile görüşmelerin sürdüğünü belirtti. Toplantıya Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Otomotiv İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) ve Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) gibi sektörün önemli temsilcileri katıldı. Sektör liderleri, bugüne kadar yapılan görüşmeler ve gelecekte atılacak adımlar hakkında detaylı değerlendirmelerde bulundu.
Gümrük Birliği ve Otomotiv Sektörünün Önemi
Ticaret Bakanlığı’nın açıklamasına göre, 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği, Türkiye ile AB arasında güçlü bir ekonomik entegrasyon sağladı. Otomotiv sektörü ise bu entegrasyonun en başarılı alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Türkiye’deki üretim tesisleri, yatırımlar ve tedarik ağları, Avrupa otomotiv ekosisteminin ayrılmaz bir parçası haline geldi.
Bakanlık, ‘Made in EU’ yaklaşımının Türkiye’yi dışlayacak şekilde uygulanmasının sadece Türk üreticileri değil, Türkiye’de üretim yapan veya Türkiye’den parça tedarik eden Avrupalı otomotiv şirketlerini de olumsuz etkileyeceğine dikkat çekiyor. Avrupa sanayisinin rekabet gücünü artırmayı amaçlayan bu düzenlemenin, mevcut yatırımlara ve üretim ağlarına zarar vermemesi gerektiği vurgulanıyor.
Düzenlemenin Türkiye’ye Etkileri
Eğer Türkiye ‘Made in EU’ düzenlemesi dışında kalırsa, Türkiye’de üretilen araçlar ve parçalar AB içindeki bazı desteklerden, kamu alımlarından ve yerli üretimi teşvik eden uygulamalardan yararlanamayacak. Bu durum, Avrupa’ya ihracat yapan şirketlerin satışlarını olumsuz etkileyerek Türkiye’deki otomobil ve yedek parça üretim tesislerinin kapanmasına yol açabilir. Ayrıca, otomotiv yatırımlarının AB üyesi ülkelere kaydırılması riski doğacaktır.
Öte yandan, Türkiye’nin düzenlemeye dahil edilmesi, mevcut üretim ve tedarik zincirlerinin korunmasını ve gelişmesini sağlayacak. Türkiye’ye yatırım yapan şirketler, Avrupa ülkelerinde üretim yapıyormuş gibi değerlendirilecek ve ek vergi veya sınırlamalarla karşılaşmayacak.
Stratejik Önemi ve Gelecek Adımlar
Avrupalı otomotiv üreticileri ve sektör temsilcileri, Türkiye’deki üretim ve yatırımların Avrupa otomotiv ekosistemi için stratejik önemini AB karar alıcılarına aktarıyor. Türkiye’nin düzenleme kapsamına alınması için yürütülen diplomatik temaslar ve teknik görüşmeler devam ediyor. Bu süreç, Türkiye’nin ihracat potansiyelini ve otomotiv sektöründeki konumunu koruması açısından kritik önemde.


