sezcar habaş yerli otomobil

HABAŞ Yerli Otomobili: Çıkış Tarihi, Motorları ve Bilinen Tüm Detaylar

Türkiye otomotiv endüstrisinde Togg’un ardından yeni bir yerli sermayeli binek otomobil projesi daha sahneye çıkmaya hazırlanıyor.

Sanayi, enerji ve ağır üretim alanlarında uzun yıllardır faaliyet gösteren HABAŞ, 2021 yılında Honda’nın Şekerpınar’daki otomobil fabrikasını devraldıktan sonra binek otomobil üretimi için çalışmalar yürütüyordu. HABAŞ’ın kendi kurumsal sitesinde de eski Honda Türkiye binek otomobil fabrikasının satın alındığı ve otomobil üretim projesi üzerinde çalışıldığı açık şekilde belirtiliyor.

18 Ağustos 2026’da ortaya çıkan yeni bilgiler ise projenin artık çok daha somut bir aşamaya yaklaştığını gösteriyor.

Güncel sektör haberine göre HABAŞ’ın ilk binek otomobilini 2026 yılı sonuna kadar tanıtması bekleniyor. İlk aşamada sedan ve crossover olmak üzere iki farklı gövde tipi üzerinde çalışılıyor. Projenin tasarım tarafında ise otomobil dünyasının çok yakından tanıdığı bir isim bulunuyor:

Frank Stephenson.

BMW X5, yeni MINI, Ferrari F430, Maserati MC12 ve McLaren P1 gibi otomobillerin tasarımında görev alan Stephenson’ın HABAŞ projesine dahil olması, yeni yerli otomobilin en dikkat çekici taraflarından biri. Frank Stephenson Design’ın resmi sitesinde de adı açıklanmayan büyük bir Türk otomotiv üreticisi için sıfırdan marka ve tasarım dili geliştirildiği; sedan, crossover, SUV ve hafif ticari araçların proje kapsamına girdiği belirtiliyor.

Ancak burada önemli bir nokta var.

HABAŞ otomobilinin nihai adı, fiyatı, güç değerleri ve birçok teknik özelliği henüz açıklanmış değil.

Peki şu anda gerçekten ne biliyoruz?

HABAŞ’ın yeni yerli otomobil projesini söylentilerden ayırarak inceleyelim.


HABAŞ otomobil projesi nedir?

HABAŞ’ın otomotiv sektörüne girişi yalnızca yeni bir otomobil markası oluşturma girişiminden ibaret değil.

Şirket hem binek otomobil hem de ticari araç üretimi için kapsamlı bir otomotiv yapılanması kuruyor.

HABAŞ Otomotiv Genel Müdürü Hüseyin Urkun, 2024 yılında yaptığı açıklamada şirketin ticari ve binek araç yatırımlarının toplamda yaklaşık 1 milyar euro seviyesine ulaşabileceğini belirtmişti. O tarihe kadar otomobil dahil yapılan yatırımın yaklaşık 250-300 milyon euro seviyesinde olduğu açıklanmıştı.

Binek otomobiller için ana üretim merkezi ise sıfırdan kurulmuş bir tesis olmayacak.

HABAŞ, Honda’nın yıllarca Civic Sedan ürettiği Şekerpınar’daki eski Honda fabrikasını kullanacak. Şirketin ticari araç üretimi ise Manisa’daki otomotiv tesislerinde yürütülüyor.

Bu durum HABAŞ’ın önemli avantajlarından biri olabilir.

Çünkü şirket otomobil üretimine tamamen boş bir araziden başlamak yerine, geçmişte seri otomobil üretimi yapılmış mevcut bir endüstriyel altyapıyı dönüştürüyor.


HABAŞ’ın ilk otomobilleri sedan ve crossover olacak

HABAŞ’ın kamuoyuna açıkladığı planlarda iki binek otomobil öne çıkıyor:

Sedan ve crossover.

Hüseyin Urkun, 2024 IAA Transportation Fuarı sırasında iki ayrı model üzerinde çalıştıklarını doğrudan açıklamıştı. 18 Ağustos 2026 tarihli güncel sektör haberi de sedan ve crossover planının devam ettiğini gösteriyor.

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor.

Araçların hangi segmente yerleşeceği henüz resmen açıklanmadı.

Dolayısıyla bugün HABAŞ sedanını Corolla, Megane Sedan veya başka belirli bir otomobille doğrudan karşılaştırmak için erken.

Aynı durum crossover için de geçerli.

Boyutlar, aks mesafesi, bagaj hacmi ve fiyat seviyesi ortaya çıkmadan hangi modellerin doğrudan rakip olacağını kesin şekilde söylemek mümkün değil.


Frank Stephenson tasarlıyor: Neden önemli?

HABAŞ projesini sıradan bir yeni marka girişiminden ayıran en ilginç noktalardan biri tasarım ekibi.

Frank Stephenson’ın kariyerine baktığımızda oldukça sıra dışı bir liste görüyoruz.

Stephenson; ilk BMW X5, modern MINI, Ferrari F430, Maserati MC12, yeni Fiat 500 ve McLaren’in yeni nesil süper otomobilleri dahil çok sayıda önemli otomobilin tasarımında veya tasarım yönetiminde görev aldı. Kendi tasarım şirketi de MINI, Ferrari F430, Maserati MC12 ve McLaren P1 gibi modelleri Stephenson’ın kariyerinin öne çıkan çalışmaları arasında gösteriyor.

Daha ilginç olan ise Stephenson’ın Türkiye ile bağlantısı.

Güncel haberde aktarıldığı üzere Stephenson çocukluk döneminin bir bölümünü İstanbul’da geçirdi.

Fakat HABAŞ açısından asıl önemli kısım bu değil.

Frank Stephenson Design yalnızca otomobilin dış görünüşünü çizmekle görevlendirilmiş görünmüyor.

Şirketin resmi proje sayfasına göre yeni Türk OEM projesindeki görev;

ilk çizimlerden 3D modellemeye, yüzey geliştirmeden fiziksel modellere, mühendislik desteğinden üretim kalıplarına kadar geniş bir tasarım sürecini kapsıyor. Ayrıca yalnız tek bir otomobil değil, yeni bir marka ve buna ait tasarım dilinin oluşturulması hedefleniyor.

Bu ayrıntı önemli.

Çünkü HABAŞ yalnız bir otomobil üretmek yerine devamı gelecek bir model ailesi oluşturmayı hedefliyor olabilir.


Benzinli, hibrit ve plug-in hibrit seçenekler planlanıyor

HABAŞ’ın Togg’dan ayrıldığı en önemli noktalardan biri aktarma sistemi olacak.

Togg tamamen elektrikli otomobillere odaklanırken HABAŞ’ın açıklanan binek otomobil planında;

benzinli, hibrit ve plug-in hibrit seçenekler bulunuyor.

Fakat motor konusunda elimizde bundan daha somut bilgiler de var.

HABAŞ, 2024 yılında güç aktarım sistemleri konusunda Aurobay ile bir anlaşma imzaladı.

Aurobay’ın resmi açıklamasına göre HABAŞ’ın yeni binek otomobilleri için iki farklı 1.6 litrelik güç sistemi sağlanması planlanıyor.

Bunlardan ilki:

1.6 litre, dört silindirli mild hybrid motor + 7 ileri çift kavramalı DCT şanzıman.

İkinci sistem ise:

1.6 litre, dört silindirli hibrit motor + plug-in hibrit uygulamalar için özel DHT şanzıman.

Aurobay bu güç sistemlerinin üretiminin 2026’nın dördüncü çeyreğinde başlamasının planlandığını açıklıyor.

Bu tarih, HABAŞ otomobilinin 2026’nın son döneminde ortaya çıkacağı yönündeki güncel haberlerle de zamanlama açısından uyumlu görünüyor.


Peki gerçekten Volvo motor mu kullanacak?

HABAŞ otomobili hakkında internette en fazla kafa karışıklığı yaşanan konulardan biri bu.

2024 yılında HABAŞ Otomotiv Genel Müdürü Hüseyin Urkun, binek araç projesinde o tarihte Volvo motoru kullandıklarını söylemişti.

Diğer taraftan Aurobay anlaşması daha açıklayıcı.

Aurobay, geçmişi Volvo ve Geely ile bağlantılı olan ve bugün HORSE Powertrain bünyesinde faaliyet gösteren bir güç aktarma sistemi şirketi. HABAŞ için 1.6 litrelik mild hybrid ve plug-in hybrid güç sistemleri sağlayacağını resmi olarak duyurdu.

Dolayısıyla otomobili basitçe “Volvo motorlu HABAŞ” şeklinde tanımlamak doğru olmayabilir.

Daha doğru ifade şu:

HABAŞ’ın seri üretim binek araçları için Aurobay tarafından sağlanacak 1.6 litrelik hibrit temelli güç aktarma sistemleri üzerinde çalışılıyor.

Nihai teknik özellikleri ise seri üretim modeli tanıtıldığında görmek gerekiyor.


Tam elektrikli HABAŞ otomobili olacak mı?

Şimdilik bunu kesin olarak söyleyemiyoruz.

HABAŞ ticari araç tarafında elektrikli ve hidrojenli araçlar üretiyor ve Aurobay’ın şirket açıklamasında HABAŞ’ın elektrikli, dizel ve hidrojenli ticari araç ürünlerinden söz ediliyor.

Ancak bugün kamuoyuna açıklanan binek otomobil programında ağırlıklı olarak;

benzinli/mild hybrid, hibrit ve plug-in hibrit seçeneklerden söz ediliyor.

Bu nedenle henüz tanıtılmamış tamamen elektrikli bir HABAŞ binek otomobilini kesinleşmiş model gibi göstermek doğru değil.

Gelecekte elektrikli bir model gelebilir; fakat 18 Ağustos 2026 itibarıyla elimizde bunu doğrulayacak nihai ürün açıklaması bulunmuyor.


Plug-in hibrit HABAŞ neden ilginç olabilir?

HABAŞ’ın PHEV seçeneği, Türkiye pazarı açısından projenin en dikkat çekici versiyonlarından biri olabilir.

Plug-in hibrit sistemlerde otomobil belirli bir mesafeyi yalnız elektrikle kullanabilirken batarya bittiğinde benzinli motor devreye girebiliyor.

Bu, özellikle evde şarj imkânı olan fakat tamamen elektrikli otomobilde uzun yol ve şarj altyapısı konusunda çekinceleri bulunan kullanıcılar için ilginç bir ara çözüm oluşturuyor.

Aurobay da HABAŞ için hazırlanan plug-in hibrit sistemin tamamen elektrikli sürüş imkanını ve yakıt verimliliğini hedeflediğini belirtiyor.

Ancak burada satın alma kararı açısından kritik bir bilgi eksik:

Batarya kapasitesi ve tamamen elektrikli menzil henüz açıklanmadı.

Bir plug-in hibrit otomobilde 40-50 kilometrelik elektrik menzili ile 100 kilometrenin üzerinde menzil sunan bir sistem arasında günlük kullanım açısından çok büyük fark bulunuyor.

HABAŞ’ın gerçek rekabet gücünü değerlendirebilmek için bu rakamı beklemek gerekiyor.


Üretim nerede yapılacak?

HABAŞ binek otomobilinin üretim merkezi Şekerpınar’daki eski Honda fabrikası olacak.

Honda’nın Türkiye’deki binek otomobil üretiminin sona ermesinin ardından tesis HABAŞ tarafından devralındı. HABAŞ’ın kendi kurumsal otomotiv sayfası da bu tesiste binek otomobil üretimi için çalışmaların sürdüğünü belirtiyor.

HABAŞ yönetiminin 2024 açıklamasına göre fabrika devralındığında yaklaşık 50 bin araçlık kapasiteye sahipti.

Şirket bu kapasiteyi 75 bin ile 100 bin araç arasına çıkarmak üzere üretim hatlarını yenilemeyi planladığını açıklamıştı.

Güncel haberde ise otomobil tarafında 75 bin adetlik kapasite hedefi öne çıkıyor.

Burada da 75 bin rakamını başlangıç/planlanan kapasite olarak görmek daha doğru.

Seri üretimde gerçekleşecek kapasite talebe ve yatırımın nihai yapısına göre farklılaşabilir.


HABAŞ ne kadar yatırım yapıyor?

“1 milyar euroluk HABAŞ otomobil fabrikası” ifadesini görmüş olabilirsiniz.

Fakat burada küçük ama önemli bir ayrıntı var.

HABAŞ’ın açıkladığı yaklaşık 1 milyar euroluk rakam yalnızca tek bir sedan modeline yapılacak yatırım değil.

Şirket yönetiminin açıklamasına göre bu tutar, ticari ve binek araç üretimi için planlanan toplam otomotiv yatırımının ulaşabileceği büyüklüğü ifade ediyor. 2024 itibarıyla yapılan yatırımın otomobil dahil 250-300 milyon euro seviyesinde olduğu aktarılmıştı.

Bu nedenle “HABAŞ tek otomobile 1 milyar euro harcıyor” demek yanıltıcı olur.


Yeni markanın adı HABAŞ mı olacak?

Henüz bilmiyoruz.

Kamuoyunda proje doğal olarak “HABAŞ otomobili” veya “HABAŞ yerli otomobili” olarak anılıyor.

Fakat yeni binek otomobil markasının ticari adı ve model isimleri henüz resmen duyurulmuş değil.

Frank Stephenson Design’ın proje açıklamasında da şirket adı verilmeden yeni bir Türk otomotiv markası ve yeni bir tasarım dili oluşturulduğu ifade ediliyor.

Bu nedenle aracın kaputunda mutlaka “HABAŞ” yazacağını bugün kesin kabul etmemek gerekiyor.

Marka adı, logo ve model isimleri büyük olasılıkla projenin resmi tanıtımındaki en önemli sürprizlerden biri olacak.


HABAŞ yerli otomobili ne zaman tanıtılacak?

Güncel bilgiye göre hedef 2026 yılının sonu.

Ekonomim’in 18 Ağustos 2026 tarihli haberinde tedarik sanayi temsilcilerinden edinilen bilgiye dayanılarak otomobilin yıl sonuna kadar tanıtılmasının beklendiği aktarılıyor.

Fakat burada geçmiş takvimi de hatırlamak önemli.

HABAŞ Otomotiv Genel Müdürü 2024 yılında binek otomobilin 2025 sonuna doğru açıklanmasını planladıklarını söylemişti.

Bu hedef gerçekleşmedi.

Dolayısıyla projede başlangıçta açıklanan takvime göre gecikme olduğu açık.

Aurobay’ın HABAŞ için sağlayacağı güç sistemlerinin seri üretiminin 2026’nın dördüncü çeyreğine planlanmış olması ise yeni takvim açısından önemli bir somut gösterge.

SEZCAR değerlendirmesi

Bu nedenle biz şimdilik:

“HABAŞ otomobili 2026 sonunda kesin satışa çıkacak”

demek yerine,

“HABAŞ otomobilinin 2026 sonuna kadar tanıtılması hedefleniyor; satış ve teslimat takvimi henüz netleşmedi”

ifadesini kullanmayı daha doğru buluyoruz.


Fiyatı ne kadar olacak?

Henüz resmi bir fiyat yok.

Hatta otomobilin nihai donanım seviyesi, boyutları ve güç değerleri bile açıklanmadığı için bugün net fiyat tahmini yapmak sağlıklı değil.

Fakat HABAŞ yönetiminin fiyatlandırma stratejisi konusunda daha önce yaptığı önemli bir açıklama var.

Hüseyin Urkun, bayi ağı çalışmalarına başladıklarını ve ulaşılabilir fiyatla, rakiplerin altında fiyatlandırma hedeflediklerini söylemişti.

Bu oldukça iddialı bir hedef.

Çünkü HABAŞ’ın başarısını sadece aracın tasarımı veya teknik özellikleri belirlemeyecek.

Türkiye’deki kullanıcı için;

satın alma fiyatı, servis ağı, yedek parça, garanti, ikinci el değeri ve finansman koşulları en az otomobilin kendisi kadar önemli.


Servis ve bayi ağı nasıl olacak?

Bu soru HABAŞ’ın önündeki en büyük sınavlardan biri.

Yeni bir otomobil üretmek zor.

Fakat ülke çapında servis ve bayi ağı kurmak da en az otomobili geliştirmek kadar zor.

HABAŞ yönetimi 2024 yılında bayi ağı oluşturma çalışmalarının başladığını açıklamıştı.

Fakat bugün itibarıyla;

kaç bayi olacağı, hangi şehirlerde satış yapılacağı, servislerin yapısı, garanti süresi ve yol yardım hizmetleri gibi tüketicinin kararını doğrudan ilgilendiren detaylar açıklanmış değil.

SEZCAR olarak tanıtımda özellikle bu bölümün takip edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Çünkü çok iyi otomobil yapmak tek başına yeterli değil.

Kullanıcının gerektiğinde servise ulaşabilmesi de gerekiyor.


HABAŞ Togg’a rakip mi?

Kısmen evet, fakat bu karşılaştırmayı fazla basitleştirmemek gerekiyor.

İki proje de Türkiye sermayeli yeni binek otomobil üretimini temsil ettiği için doğal olarak birbiriyle karşılaştırılıyor.

Ancak ürün stratejileri şimdilik farklı.

Togg tamamen elektrikli otomobillere odaklanırken HABAŞ’ın ilk açıklanan ürün gamında mild hybrid, hibrit ve plug-in hibrit sistemler öne çıkıyor.

Bu nedenle örneğin bir HABAŞ plug-in hibrit crossover ile Togg T10X aynı tüketicinin alışveriş listesinde bulunabilir.

Ama teknik olarak iki otomobilin kullanım mantığı farklı olacaktır.

HABAŞ’ın sedanı için ise boyut ve fiyat açıklanmadan T10F ile doğrudan karşılaştırma yapmak da erken.

Kısacası:

HABAŞ ve Togg yeni yerli sermayeli otomobil markaları olarak rakip olabilir; ancak HABAŞ’ın ilk ürünlerinin Togg’un doğrudan kopyası veya birebir alternatifi olması beklenmiyor.


HABAŞ’ın en büyük avantajları neler?

Projenin şu ana kadar açıklanan yapısına baktığımızda birkaç önemli avantaj dikkat çekiyor.

En başta mevcut bir seri üretim fabrikasına sahip olması geliyor. HABAŞ, Honda’nın otomobil üretimi yaptığı tesisi kullanacak.

İkinci önemli avantaj, şirketin güçlü sanayi altyapısı.

HABAŞ 1956’dan bu yana faaliyet gösteriyor ve çelikten enerjiye, ağır makinelerden otomotive kadar farklı üretim alanlarında çalışıyor.

Üçüncüsü güç aktarma sistemi.

Aurobay gibi seri üretim tecrübesi bulunan uluslararası bir güç sistemi üreticisiyle yapılan anlaşma, motor ve şanzıman tarafının tamamen sıfırdan geliştirilmesi riskini azaltıyor.

Dördüncü büyük avantaj ise tasarım.

Frank Stephenson gibi güçlü bir ismin yalnızca tek otomobil değil, marka tasarım dili üzerinde çalışması HABAŞ’a ilk günden daha belirgin bir kimlik kazandırabilir.


Peki en büyük riskler?

HABAŞ’ın önündeki iş otomobili tasarlamaktan çok daha büyük.

Yeni bir markanın tüketici güvenini kazanması gerekiyor.

Özellikle şu konular kritik olacak:

Fiyatlandırma. HABAŞ gerçekten rakiplerinden daha uygun fiyat verebilecek mi?

Servis ağı. Türkiye genelinde yeterli servis noktası ne kadar hızlı kurulabilecek?

Yedek parça. Yeni modelin parça tedariği ve onarım süreleri nasıl olacak?

Yazılım ve elektronik. Günümüz otomobillerinde kullanıcı memnuniyetini artık yalnız motor değil elektronik sistemler de belirliyor.

İkinci el değeri. Yeni bir markanın birkaç yıl sonraki ikinci el piyasası doğal olarak bilinmiyor.

Üretim ölçeği. Prototip yapmak ile on binlerce otomobili aynı kalite standardında seri üretmek çok farklı işler.

Bu soruların hiçbirine bugün kesin cevap veremiyoruz.

Bu nedenle HABAŞ otomobili için heyecan verici bir proje demek mümkün; fakat “başarısı şimdiden garanti” demek için henüz çok erken.


HABAŞ otomobili hakkında şu an ne biliyoruz?

Konu18 Ağustos 2026 itibarıyla durum
ÜreticiHABAŞ
Üretim tesisiEski Honda Şekerpınar tesisi
İlk gövde tipleriSedan ve crossover
TasarımFrank Stephenson Design
Güç seçenekleriBenzinli/mild hybrid, hibrit, plug-in hibrit planları
Motor altyapısıAurobay 1.6 litre hibrit temelli güç sistemleri
Şanzıman7 ileri DCT ve PHEV için DHT planı
Tam elektrikli binekHenüz doğrulanmış değil
Üretim kapasitesi hedefiOtomobilde 75 bin; altyapıda 75-100 bin aralığı hedeflenmişti
Tanıtım2026 sonuna kadar bekleniyor
Satış tarihiHenüz açıklanmadı
FiyatAçıklanmadı
Marka/model adıAçıklanmadı
Batarya kapasitesiAçıklanmadı
PHEV elektrik menziliAçıklanmadı
Motor gücüAçıklanmadı
GarantiAçıklanmadı
Euro NCAPHenüz yok

Temel üretim, motor ve model planları HABAŞ yönetimi ile Aurobay’ın açıklamalarına dayanıyor; tanıtım tarihine ilişkin son bilgi ise 18 Ağustos 2026 tarihli sektör haberinden geliyor.


HABAŞ otomobil tanıtıldığında ilk bakılması gereken 7 şey

Otomobil ortaya çıktığında yalnız tasarım fotoğraflarına bakıp karar vermemek gerekiyor. Plug-in hibrit elektrik menzili, gerçek yakıt tüketimi, başlangıç fiyatı, standart güvenlik donanımı, garanti süresi, bayi-servis ağı ve yerlilik oranı projenin tüketici açısından gerçek değerini belirleyecek.

Özellikle PHEV versiyonda batarya kapasitesi çok kritik.

Eğer araç günlük şehir kullanımının önemli bölümünü yalnız elektrikle yapabilecek bir menzil sunarsa oldukça ilginç hale gelebilir.

Ama küçük batarya, yüksek fiyat ve düşük elektrik menzili kombinasyonu oluşursa PHEV seçeneğinin avantajı ciddi şekilde azalabilir.


HABAŞ gerçekten Türkiye’nin ikinci yerli otomobili mi?

Burada kullanılan ifadeye biraz dikkat etmek gerekiyor.

Güncel haberlerde proje Togg’dan sonra yüzde 100 yerli sermayeli ikinci binek otomobil markası olarak tanımlanıyor.

Bu, otomobilin bütün parçalarının yüzde 100 Türkiye’de üretileceği anlamına gelmiyor.

Zaten Aurobay güç aktarma sistemlerini İsveç ve Çin tesislerinden sağlayacağını açık biçimde belirtiyor.

Dolayısıyla “yüzde 100 yerli sermayeli” ile “yüzde 100 yerli parçalı otomobil” aynı şey değil.

SEO başlıklarında “ikinci yerli otomobil” ifadesi yaygın şekilde kullanılıyor olsa da haber metninde bu ayrımı yapmak okuyucu açısından daha doğru.


SEZCAR değerlendirmesi: HABAŞ’ın otomobilinde asıl heyecan verici nokta ne?

Bize göre projenin en ilginç tarafı sadece “Türkiye’de yeni bir otomobil markası geliyor” olması değil.

HABAŞ’ın elinde üç önemli yapı aynı anda bulunuyor:

seri üretim geçmişi olan bir fabrika, uluslararası bir güç aktarma sistemi ortağı ve güçlü bir otomotiv tasarım ekibi.

Şekerpınar’daki eski Honda tesisi üretim altyapısını sağlıyor. Aurobay motor ve şanzıman tarafındaki önemli parçayı üstleniyor. Frank Stephenson Design ise sıfırdan marka kimliği ve otomobil ailesinin tasarım dilini geliştiriyor.

Kâğıt üzerinde bu oldukça güçlü bir başlangıç.

Fakat otomobil sektöründe kâğıt üzerindeki planla başarılı seri üretim arasında çok büyük mesafe var.

HABAŞ’ın asıl sınavı;

iyi görünen bir prototip ortaya çıkarmak değil, rekabetçi fiyatla binlerce otomobil üretmek, bunları zamanında teslim etmek, servis ağını kurmak ve kullanıcı güvenini kazanmak olacak.

Bu yüzden HABAŞ otomobilinin gerçek başarısını tasarım tanıtımında değil, üretimin başlamasından sonraki ilk yıl içinde değerlendirmek daha doğru olacak.


HABAŞ yerli otomobili alınır mı?

Bugün için bu sorunun cevabı:

Henüz söylemek için çok erken.

Çünkü şu anda otomobilin fiyatını, güç değerlerini, tüketimini, güvenlik seviyesini, donanımını, garanti şartlarını ve gerçek kullanım performansını bilmiyoruz.

Ancak açıklanan planın dikkat çekici olduğu kesin.

Özellikle;

Frank Stephenson tasarımı,
1.6 litrelik hibrit ve plug-in hibrit güç sistemleri,
mevcut Honda fabrikasının kullanılması,
sedan ile crossover seçeneklerinin birlikte planlanması
ve erişilebilir fiyat hedefi

HABAŞ’ın otomobil pazarına küçük ölçekli bir deneme yerine ciddi bir üretici olarak girmek istediğini gösteriyor.

Şimdi gözler 2026’nın sonuna çevrilmiş durumda.

HABAŞ yeni otomobilini sahneye çıkardığında en çok merak edeceğimiz üç rakam ise şimdiden belli:

Fiyatı ne kadar olacak?
Plug-in hibrit versiyon kaç kilometre elektrikle gidecek?
Ve otomobil ne zaman müşterilere teslim edilmeye başlayacak?

Bu üç sorunun cevabı, HABAŞ’ın yeni yerli otomobil projesinin yalnızca ilgi çekici bir sanayi yatırımı mı yoksa Türkiye otomobil pazarındaki dengeleri gerçekten değiştirecek bir marka mı olacağını gösterecek.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir