Fransız otomotiv üreticisi Renault, araç tasarımlarında yeni bir denge arayışında. Şirketin Tasarım Direktörü Laurens van den Acker, gelecekte yollara çıkacak modellerin daha sade çizgilere ve belirgin bir aile benzerliğine sahip olacağını belirtti. Yeni grup CEO’su François Provost döneminde şekillenen bu stratejiye rağmen, ikonik retro modeller kendi özgün tasarımlarını sürdürecek.




Retro Modeller Özgün Kimliğini Koruyacak
Renault, ürün yelpazesini geçmişin efsaneleri ve geleceğin ikonları olarak ikiye ayırıyor. Renault 4, Renault 5 ve Twingo gibi retro modellerde öncelik, aracın kendi adıyla tanınması olacak. Van den Acker, bir Twingo alıcısının ortak bir Renault tasarım dili yerine Twingo’nun kendisine sahip olmak istediğini ifade ediyor. Bu sebeple ortak tasarım öğeleri, bu nostaljik modellerin dışında kalan ana ürün gamında yoğunlaşacak.
Tekil Karakterlerden Aile Tasarımına
Marka, son yıllarda her modele bağımsız bir kişilik verme politikası izlemişti. Yapılan yeni değerlendirmeler doğrultusunda, modeller arasındaki kopukluğu gidermek ve ortak kimlik ile bireysel karakter arasında denge kurmak hedefleniyor. Tasarım yönetimine katılan Alexandre Malval ile birlikte, yüzeylerdeki karmaşıklığı azaltan ve hatları daha kontrollü kullanan sade bir üslup benimsenecek.
E-Space Konsepti ve Elektrikli Mimarinin Etkisi
Yeni yaklaşımın ilk örneklerinden biri olan E-Space konsepti, geçmişin mirasını modern elektrikli araç oranlarıyla buluşturuyor. Elektrikli platformların getirdiği uzun aks mesafesi, geniş jantlar ve kısa gövde çıkıntıları, SUV ile sedan modelleri arasında yeni gövde tiplerinin doğmasına imkan tanıyor.
C ve D Segmentlerinde Zamansız Şıklık
Renault, asıl tasarım mücadelesinin C ve D segmentlerinde yaşandığını düşünüyor. Üst segment otomobillerde gövde üzerindeki fazla detaylardan kaçınılarak zamansız, sağlam ve ciddi bir duruş sergilenmesi amaçlanıyor. Marka, bu sadelik içinde kendine özgü sıcak ve Fransız tarzı karakterini de korumayı hedefliyor.


